Ailesiyle yaşadığı sorunlarla gündemden düşmeyen Özcan Deniz, kendi doğum günü için yeni bir paylaşım yaptı.
Deniz, bir mektubu andıran paylaşımında açtı ağzını, yumdu gözünü. Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerine mektup yazan Deniz’in söyledikleri şaşkına çevirdi.
Tüm aile üyelerine tek tek seslenen Özcan Deniz, art arda yayınladığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı:
“Bugün, bir yandan 19 Mayıs’ın yıl dönümünü kutlarken, bir yandan da hayatımda olan ve hayatımdan yolu geçmiş ‘bazı’ kişilere bir açık mektup yazmak istedim. Kimi seçtiğim, kimi ise seçmediğim kişiler. Ama hayatıma dokunmuş bu kişiler, böylesine önemli bir günümde (doğum günümde) birkaç kelamı hak ediyorlar. Tabii ki herkes değil ama bazıları.

“CANIM OĞLUM”
Canım oğlum Kuzey. Doğduğunda seni kucağıma aldığım günden beri hayatımı, ruh halimi 180 derece dönüştürdün. Seni eve getirdiğimizin 2. günü senin bir fotoğrafını çekmiştim ve hala her daraldığımda o fotoğrafa bakıyorum. Daha 4 günlük olmana rağmen bana ‘Merak etme ben geldim ve her şey hallolacak’ der gibi derin bir bakışla, yanağında belli belirsiz bir gülümsemeyle bakmıştın. O bakış; beni güçlendiren, iyileştiren ve yaşadığım her zorluğa anlam katan bir bakıştı ve hala öylesin. Uğruna yapamayacağım hiçbir şey yok. İyi ki varsın canım oğlum.
SAMAR’A
Hayat arkadaşım, sevgilim Samar. Seni 11 yıldır tanıyorum. Gözü doymaz bir kardeşin sebep olduğu, hala bacağımda bıraktığı arızayı iliğime kadar hissettiğim kurşunun beni düşürdüğü hiçlik çukurundaydım ve seni yıllarca fark edemedim.
Ama öyle bir zamanda tekrar hayatıma girdin ki uçurumdan aldın beni. Enerjim oldun, aşkım oldun, dermanım oldun. Ne yazsam az. Seni seviyorum ve Allah’ıma binlerce şükürler olsun ki seni hediye etti bana. Zekanı, insanlığını, merhametini ve tutkun ders olarak okutabilseydim kim bilir kaç kalpsizi insana çevirirdik bilmiyorum. İyi ki varsın.
KARDEŞLERİNE…
Canım kardeşlerim Nurcan, Sibel, Melek. Bizim ailemizin keskin 2 yüzü vardır. Biri; karanlık ve cahilliğe sıkı sıkıya bağlı, umutsuz, yüz karası tarafı.. Diğeri ise; aydın, başarılı, ufku ve zekası açık, yüz akı tarafı. Sizler şükürler olsun ki 2. tarafta durdunuz. Hem de onca hileye ve kötülüğe karşı. Allah sizlere ve kurduğunuz ailelere zeval vermesin. Sizi seviyorum. İyi ki varsınız.
“CANIM ANAM”
Canım Anacığım.. Ne çocukluğunu ne de gençliğini yaşayamadın. Neler çektiğini de çocuklarının arasında en iyi ben bilirim. Yakında filmini de yapacağım ‘Fareli Ev’. Umarım gerçek hayatımın bir kesiti olan bu film, hafızasını kaybetmiş aileme nereden geldiklerini hatırlatır.
Kendimi bulduğum günden beri tek istediğim senin cefakar elini sıcak sudan soğuk suya sokturmamaktı ve bunu da yaptım. 19 yaşımda bile Almanya’da kazandığım ilk parayla tek düşündüğüm, sana çamaşır makinası almaktı ve almıştım. Sana karşı tutumum hiç değişmedi. Ben zorlukların içinde ne kazanıyorsam, ne yiyorsam, nerede yaşıyorsam, neye sahipsem hepsini seninle, sizinle paylaştım. Darbelerin çok canımı yaksa da kıymet ve şükür beklerken hiç beklemediğim şeylerle karşılaşsam da sen benim annemsin.

Çok şükür Allah’ın izniyle seni büyük bir beladan ve hastalıktan kurtardım. Nurcan, Sibel ve Melek’in de sayesinde. Allah sana sağlığınla uzun bir ömür nasip etsin. Sen her ne yaparsan yap annemizsin, değerlimizsin. Kimseyle ve kimsenin yaptıklarıyla kıyaslanamazsın.
Karnında taşımış olman bile yeter bazı şeyleri geride bırakmak için. Olan oldu. Artık tartışmanın bir önemi yok. Allah seni o iki iblisten korusun. Onlarla tekrar yol yürüme gafletinden seni muaf eylesin. İyi ki varsın.
“BABAM..”
Kalbimdeki yara babam. Artık burada değilsin. Kendini savunamazsın. O yüzden sana yazacaklarım her ne kadar çok olsa da yazmam doğru olmaz. Ama sen de yaşadığım hayal kırıklığının katbekatını bana kardeşim yaşattı. 90’lı yıllarda, benim bile tam kavrayamadığım ‘şöhret’ yolculuğumun ilk yıllarında, seni kandırabildiler ve bilgisizliğinden faydalandılar. Bunu fark ettiğin an uzaklaşıp, 20 yıl kendi kabuğunda onurunla yaşadın.
Ama kardeşim uzun yıllar boyunca bolluk içinde, bile isteye, organize bir kötülükle 40 yılımı çaldı ve hala çalmaya çalışıyor. ‘Onur’ denen şeyden haberi bile yok (haberi var sanıyor). Hem de sende eleştirdiğimiz tarafların milyon misline sahip olarak yaptı.
“HAİN”
Sen yoksul ve çaresizdin. O ise bolluk içinde keyfekeder yaptı. Kendini, beni, ailemizi, alın terimi iki bacağının arasındakine ve paşa gönlüne kurban etti. Hem de sen benden hiçbir şey almazken, o her şeyimi alarak yaptı. Doymadı, durmadı. Senden sonra onu baba yerine koyduk, bunu tarih yazacak boyutta bir hainlikle taçlandırdı.
Onda pişmanlık ya da farkındalık yok ve biliyorum ki hem evladımın hem de eşimin yegane baş düşmanı. Oysa ki ben onun çocuklarının altını temizledim, göğsümde uyuttum. Öyle ilgili amca oldum ki kızı 5 yaşına kadar beni babası biliyordu çünkü o başka alemlerde kaybolmuştu. Ama ben şu an oğlumu ve geleceğini bu hainden korumaya çalışıyorum. Üzgünüm baba. Yaşayamadık. Sana kötü diyenler, dediklerinden yüz misli kötülerdi. Keşke onlar değil de sen olsaydın.

“BU AĞIR BEDELİ HAYATIMDAN ÇIKIN DİYE ÖDEDİM”
Sevgili ‘kardeşim’ Ercan Deniz. Allah senin sofrana oturan, yanında, yörende bulunan, hasbelkader sana temas etmiş, işi düşmüş, eline geçmiş her kişiyi senin şerrinden, dolaplarından, zihninden, manipülasyonlarından, mitomanlığından, hainliğinden korusun. Ne çocuğuma ekranlarda p*ç demeni ne karıma ettiğin küfürleri ne iftiralarını ne ölmüş babama ve anneme ettiğin ahlaksız küfürleri ne hainliğini ne benden çaldığın 40 yıllık alın terimi ne de çevirdiğin fırıldakları unutmadım. Ama hayatımdan çıkmanız için ne istiyorsanız fazlasıyla verdim. Sadece gidin istedim o kadar. Hepsini oğlunun ve de 3. şahısların üstüne yaptın. Kendini beş parasız gösteriyorsun.
Bu maddi manevi ağır bedeli, hayatımdan çıkın diye ödedim. Sayenizde sıfırdan başladım her şeye. Fakat gitmeyeceğini ve daha da fazlasını alacağını söylüyorsun. Çünkü bunu sen ve eşlerin meslek edindiniz. Madem öyle hepsini senden geri almaya ve tek kuruşunu bile size yedirmemeye ve de adalet önünde hesap vermenize ben de ant içtim.
Benden çaldığın hayatımı geçtim. O benim suçum. Ama çocuğumun mirası, filmlerimi ve albümlerimi, alın terimi, emeğimi haraç mezat yok pahasına satıp yedin ya… Her kuruşu sana ve senden bunu hatır gönül bilmeden alanlara ve tekrar bana satmaya çalışanlara haram olsun kardeşim. İyi ki tanıdım seni. Bana bir kütüphane dolusu kitabın öğretemeyeceği şeyi öğrettin. ‘Kötülük nedir, kötü kimdir?’
“KÖTÜ GEN HAVUZUNUN 2 MÜSTESNA ABİDESİSİNİZ”
Sevgili diğer ‘kardeşim’ Yurda Deniz. Sen en fazla emek verdiğim, ekmeğimi yiyen ve koruduğum kardeşimdin. Ama Ercan’dan hiçbir farkın yok. Çocukluğundan beri böyleydin. Sen de Ercan da sonradan böyle olmadınız, hep böyleydiniz. Ailenin tüm kötü gen havuzunun 2 müstesna abidesisiniz. Allah seni ıslah etsin.”